İngilizce, ingilizce eğitim, yabancı dil eğitimi, dil öğretimi, eğitim ve öğretim, yabancı dilin önemi, İngilizce eğitim, Türkiye'de dil öğretimi...
Not: Sayın Moderatör arkadaşlar burdaki bazı yazılar daha önce forumumuzda yayınlanmış olabilir ancak bu konuyu Arşive taşıyamayınız ya da düzenlemeyiniz lütfen..
İngilizce Eğitimin Önemi
İngilizce, son yıllarda öğrencisinden işadamına, gencinden yaşlısına İngilizce somut bir gereklilik olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Aslında İngilizce dünyanın en çok konuşulan dili bile değildir. Hatta ikincisi bile değildir. Çince ve İspanyolca’dan sonra en çok konuşulan üçüncü dildir. Sadece 400 milyon insan tarafından anadil olarak konuşulur. Peki, o zaman İngilizce’nin önemi nereden kaynaklanmaktadır?
Bu dili bu kadar önemli kılan özellik, diğer dillerin aksine sadece bir coğrafi bölgeyle sınırlı kalmamasıdır. İngilizce, dünyanın her köşesine yayılmış bir dildir. Bu lisan anadil olarak yalnızca Amerika, İngiltere, İrlanda, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda ve İskoçya’da konuşulmasına rağmen 53’ü İngiliz milletler topluluğuna üye, toplam 73 ülkede ortak veya resmi dil olarak kullanılmaktadır.
İngilizce’nin resmi dil olarak konuşulduğu ülkelerden birkaçı şunlardır: Singapur, Hindistan, Güney Afrika, İrlanda, Tanzanya, Filipinler, Kamerun, Hong-Kong, Jamaika, Kenya, Madagaskar, Papua Yeni Gine, Nijerya, Sri Lanka, Uganda, Zambiya, Gambiya, Malta, Somali, Bahama, Bermuda, Falkland Adaları, Fiji, Gana, Lesoto, Liberya…
73 ülkede İngilizce’yi konuşan insan sayısı 1 milyar civarındadır. Bu rakama ilaveten bu dilin şu anda 1 milyar kadar insan tarafından da ya öğrenildiğini ya da ikinci yabancı dil olarak kullanıldığını belirtmek gerekir. Buradan da dünyanın hangi bölgesine gidilirse gidilsin mutlaka bu dili konuşan birisiyle karşılaşacağımızı çıkarabiliriz. İşte İngilizce’yi bu kadar önemli yapan sebeplerden birisi budur. Fakat bu dilin önemi yalnızca bununla da sınırlı değildir.
Bu dil aynı zamanda ticaretin, bilimin, havacılığın, denizciliğin, diplomasinin, uluslararası iletişimin, sinema sektörünün ve internetin dilidir. Bu alanların herhangi birinde İngilizce ya kullanılan tek dildir (havacılık ve denizcilik) ya da yüzde 90 oranında hâkim dildir. Bilinen insanlık tarihinde ilk defa bir dil kendisine bu kadar çok kullanıcı ve yaygın bir kullanım alanı bulabilmiştir.
İngilizce nasıl bu kadar tercih edilir olmuştur?
Çoğu insan için bu sorunun cevabı İngilizlerin gerçekleştirdiği sömürgecilik faaliyetleridir. Aslında bu kısmen doğru, fakat aynı zamanda eksiktir de. Zira en az İngilizler kadar dünyayı sömüren, dilini ondan daha fazla insana zorla öğreten, İspanyollar ve Fransızlar gibi başka milletler de vardır. Hatta Fransa İngiltere’nin sahip olduğundan çok daha fazla sömürgeye sahip olmuş ve II. Dünya savaşının sonu olan 1945’e kadar Fransızca dünyanın en çok öğrenilen yabancı dili olmuştur. (Türkçemizdeki yüzlerce kelime Fransızca kökenlidir) Fakat bu yıldan sonra ABD’nin tarih sahnesine çıkışı ve onun beraberinde getirdiği ekonomik ve kültürel etki, İngilizce’nin kaderini esas etkileyen faktör olmuştur. Öncelikle diplomasi alanında Fransızca’nın yerini alan İngilizce, sonra küresel iletişim imkânlarının da gelişmesiyle şu an ki noktaya gelmiştir. İnternetin yaygınlaşması ile de yerini iyice sağlamlaştırmış oldu.
İnternet’i bizim için önemli kılan şey, bilgiye kolay ulaşma olanağıdır. Bugün dünyada her yıl üst üste konulduğunda 6000 km yüksekliğe erişecek sayıda CD’yi dolduracak miktarda ve aklımıza gelen ve gelmeyen her alanda bilgi üretilmektedir. Bu bilginin yüzde 80’i İngilizce’dir. Bu bilgiye ulaşmak için İnternetin anahtar dili de İngilizce’dir. Dolayısıyla dünyada bu lisana vakıf olmayan herhangi bir insan en başta bilgiden mahrum kalacaktır. Mahrum kalmasa bile birisinin lütfedip bilgiyi o kişinin anadiline çevirmesine muhtaçtır.
Unutulmamalıdır ki bilgi güçtür ve içinde bulunduğumuz çağın adı da bilgi çağıdır. Demir çağında elinde bir bronz kılıcı bulunan bir kimse nasıl yenildiyse, günümüzde de bilgi üretemeyen ve bir de üretilene ulaşamayan toplumlar kolaylıkla başka milletlerin oyuncağı haline gelmektedir.
Bugün sadece İngilizce bilen işadamları yurtdışına ihracat yapabilmektedir. Yalnızca İngilizce bilen bilim adamları yayınlarını yurtdışında yayımlayabilmekte ve alanlarındaki gelişmeleri takip edebilmekte, mühendisler yeni teknolojik gelişmelerden yararlanabilmektedir. Yüksek lisans veya doktorasını yapan bir akademisyen internet ortamındaki kaynaklardan İngilizce sayesinde faydalanabilmektedir. Doktor, hâkim ve savcı gibi meslek dallarını icra eden insanlar mesleklerinde daha ileriye gidebilmek için İngilizce’den istifade etmektedir.
O halde herkesin bir yabancı dili en azından kendine yetecek kadar bilmesi gerekir.
Bazı Ülkelerde İngilizce'nin Durumu
Anadili olarak konuşulan yerler haricinde şu anda dünya da en çok İngilizce öğrenen insanın bulunduğu ülke Çin’dir. En çok anlayan ve konuşan insanın bulunduğu ülkeler sırasıyla Hindistan, Çin, Filipinler, Hollanda, Danimarka ve Almanya’dır.
Ülkemizde ise bildiğiniz gibi İngilizce ilköğretim 4. sınıftan itibaren zorunlu olarak verilmektedir. Bunun yanında bazı özel okullar ise bunu 1. sınıftan hatta anaokulundan itibaren vermeye başlamaktadır. Bunun yeterli olmadığını düşünen ülkeler ve insanlar da vardır. Güney Kore de 0–6 yaş arasında çocuklar evde ebeveynleri veya kreşler tarafından ve 6 yaş itibariyle de okullarda devlet tarafından çok yoğun bir İngilizce eğitimine tabi tutulur.
Günümüzde eğitimli hiçbir insan bir yabancı dili akıcı bir şekilde konuşmaksızın iyi bir işe girememektedir. Buna yüksek lisansını ve doktorasını yapanlar bile dâhildir.
İngilizce artık gerçekten çok büyük bir öneme sahiptir ve bir insana ekonomiden teknolojiye bütün kapıları açabilen bir anahtar konuma gelmiştir. Bu yüzden eğitimine devam eden gençlerin İngilizce derslerine daha çok önem vermeleri gerekiyor.
Türkiye'de İngilizce Eğitim
Wikipedia.org
Türkiye'de uzun yıllar yabancı dil olarak öğretilen İngilizce bu görevine devam etmektedir. Türkiye'de İngilizce öğretimi Fransızca'nın etkisini kaybetmeye başladığı dönemde atılım yapmıştır. Bir zamanların soylular dili olan Fransızca önemini yitirmiş ve II.Dünya Savaşı sonrası artan Amerikan etkisiyle İngilizce Türkiye'de ve dünyada önem kazanmıştır. 8 yıllık ilköğretim yasasından sonra İngilizce ilköğretim 4. sınıflara kadar çekilmiştir.Genel liselerin 4 yıla çıkmasıyla beraber hazırlık sınıfı kavramı ortadan kalkmış İngilizce derslerinin haftalık ders saati artmış bulunmaktadır. Pekçok üniversite liselerde hazırlık sınıfı okunmuş bile olsa öğrencilerini bir yeterlilik sınavından geçirerek İngilizce seviyelerini ölçmektedir. Ön koşullara uymayan öğrenciler bir yıl süreyle hazırlık sınıfında yoğun İngilizce programlarıyla yeterli seviyeye getirilirler. İngilizce öğretmenliği programlarında da bu yeterlilik sistemi uygulanmaktadır. İngilizce öğretmenliği programları hazırlık sınıfı dahil edildiğinde 5 yıl, 10 yarıyıldan oluşmaktadır. Yeterlilik sınavını veren öğrenciler 8 yarıyıl boyunca İngilizce okuma ve konuşma becerileri, İngilizce dil bilgisi, yazma becerileri, ve bu becerileri öğretme yüntemleriyle ilgili dersler aldıkları gibi İngiliz edebiyatı, Amerikan edebiyatı ve İngiliz dilinin tarihi ve yapısıyla ilgili yoğun olmayan dersler alırlar. Ayrıca günümüzde İngilizce'nin önem kazanmasıyla birlikte çok sayıda dil eğitim siteleri kurulmuştur. Aynı zamanda İngilizce'nin bilgisayar ortamında öğretilmesiyle ilgili Milli Eğitim Bakanlığı'nın çeşitli projeleri bulunmaktadır.
İngilizce'nin Tarihi
Wikipedia.org
İngilizce, Cermen kökenli bir dil olup Kavimler Göçüyle yer değiştirmiş Cermen kavimlerinin Britanya adalarında yaşayan Keltleri sürerek adaya ve adalara getirdikleri dildir. Adını Angıllar ve Saksonlar'dan almıştır. Bu kavimler dillerine "englic" demişlerdir. Dilin kökeni bugünkü kuzey Hollanda'da yer alan Frizya'da yaşayan insanların dili olan Frizce'dir. Roma İmparatorluğu döneminde Britanya adalarına gönderilen rahipler buraya din dili olan Latince'yi getirmiş ve Latince'nin etkisi baş göstermiştir. Daha sonra Kuzey'den gelen Viking istilaları ile "Norman French" denilen dil ile karışmıştır. Yönetici sınıf bu Fransızca'yı konuşurken köylü sınıfı olarak kabul edilen halk "Old English" yani Eski İngilizce'yi konuşmaktaydı. 1066'da Hastings Savaşı 'yla Fatih William adaları ele geçirirek uzun yıllar Fransızca'nın yerleşmesine sebep olmuştur. Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri'nde, Birleşik Krallık'ta, Avustralya'da, Kanada'da, Güney Asya'nın bir bölümünde, Mısır'da ve Afrika'nın belirli kesimlerinde anadil ya da ikinci dil olarak konuşulmaktadır.
İngilizce, Çince ve İspanyolca'dan sonra ilk resmi dil olarak dünyanın en çok konuşulan üçüncü dilidir.
Ülkemizde İngilizce Eğitimi Nasıl Olmalıdır?
İ. Serengil
Dünyanın pek çok yerinde yabancılar arasında konuşulan dilin İngilizce olması, İngilizce öğrenme isteğini ve öğretim yaygınlığını artırmıştır. İngilizce artık tüm dünya ülkelerinin ikinci dili olma yolunda ilerlemektedir. Çünkü ekonomik alanda, sosyal alanda, eğitim- öğrenim alanında, bilim ve teknolojide kullanılan dil İngilizce’dir.
Türkiye’de özellikle 1980’den sonra yabancı dil eğitiminde ilk sırayı İngilizce almış, ve bundan sonrada ülkenin tümünde örgün eğitimin her safhasına yayılmıştır. ( İrfan Erdoğan Ders Notları; 2001) Ülkemiz yabancı dil eğitimi ile çağı yakalamayı hedeflediğinden, en yoğun olarak kullanılan dil olan İngilizce’yi artık ilkokul dördüncü sınıftan lise ikinci sınıfa kadar müfredata almıştır. Bunun dışında lise hazırlık sınıflarıyla yoğun İngilizce öğretim programına sahip olan Anadolu liseleri ve Süper lise olarak tabir edilen deneme liseleri de bulunmaktadır. Bazı özel okullardaysa İngilizce eğitimi ana sınıfında başlamaktadır.
Ülkemizin çağdaş medeniyetler seviyesine çıkma çabasında en önemli kaynaklarından biri eğitimdir. Yok edilmesi gereken bazı sorunlara,bizi geride tutan bazı eksiklere eğitim yoluyla çözüm bulunabilir. Ancak kısa vadeli planlar yerine kalıcı ve etkin çözümler üretmek gerekir. Özellikle yabancı dil olarak İngilizce eğitiminde bugüne kadar pek çok iyi niyetli çaba plansızlık sebebiyle emek ve kaynakların israfıyla sonuçlanabilmiştir. Örneğin 4. sınıftan itibaren İngilizce eğitimi verilmesi, son derece iyi niyetli, yerinde ve anlamlı bir atılımken, alt yapının yetersizliği bu alanda uzman olmayan kişilerin öğretmenlik yapması ile bazı olumsuz sonuçlar doğurmuştur, ve amaca tam anlamıyla ulaşılamamıştır.
İlkokullarda İngilizce eğitimi üzerine sorulan bazı temel soruları yanıtlayan Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Yabancı Dil Eğitimi Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Gölge Seferoğlu’nun görüşlerine de bu bölümde yer verilecektir.
Dil edinimi konusunda yeterince bilgisi olmayan pek çok kişi çocukların bu kadar erken bir yaşta ikinci bir dili öğrenmelerinin sakıncası olabileceğini düşünüyor. Oysa öğrenmenin en hızlı gerçekleştiği dönemler bu dönemlerdir. Bu alanda yapılan araştırmaların bulguları arasında da olumsuz sonuçlara rastlandığına dair ibareler bulunmamaktadır. Dil öğrenimine mümkün olduğuna erken başlanmalı, ancak her yaşa en uygun yöntemlerden faydalanılmalıdır.
İkinci olarak akılda tutulması gereken nokta, dil öğrenmenin sonlu bir süreç olmadığıdır. Ne kadar erken başlanırsa öğrenim o kadar doğal olur, aynı zamanda edinim hızı da artar. Buna rağmen yabancı dil veya ana dil öğrenimi yaşam boyu sürer, kendi ana dilimiz olan Türkçemizde bile her gün yepyeni deyimler veya atasözleri duyarız. Dolayısıyla kendi içinde bir dinamiği olan dil, karşımıza sonsuz yeni malzemeyle çıkar. Bunun hızı kendi dilimizde daha yavaş olabilir, ancak yabancı dil öğrenmede sürprizlerle karşılaşma hızı çok yüksektir. İşte bu nedenle yeni Milli Eğitim planının son derece geçerli sebeplere dayandığını düşünüyorum. Böylece liseye kadar zorunlu olarak gelen İngilizce öğrenimi, lisede de dört yıl boyunca devam edecek.
İlk ve orta öğrenimde yabancı dilin gerekliliği ile ilgili görüşlerden, üniversite eğitiminde yabancı dilin yerine geçmeden önce bir hatırlatma yapmakta fayda görüyorum. Türkiye’de, yabancı dil eğitimi ve yabancı dille eğitim aynı kavram olarak algılanılabiliyor. Oysa ki bu iki kavram birbirinden oldukça farklıdır. Şöyle ki, herhangi bir yabancı dil diğer derslerden ayrı olarak öğretiliyorsa bu ilk kategoriye yani yabancı dil eğitimine dahildir. Ancak, eğer, eğitim tamamıyla yabancı dilde yapılıyorsa, bu yabancı dille eğitim kategorisine girer. Bu ikinci durum da sadece iki üniversitemizde geçerlidir: Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi. Yani özel okullar veya Anadolu liseleri şu anda yabancı dil eğitimi veriyorlar, ancak yabancı dille eğitim vermiyorlar. Bu kavram karmaşasının kalkmasıyla yabancı dil eğitimine olan düşmanlığında yok olacağına inanmak son derece doğal. (Koç& Bamber, 1995)
Üniversitede yabancı dille eğitim konusunda ODTÜ inşaat mühendisliği öğrencilerinden Mağrur T. ESENYEL’in ve yine ODTÜ beden eğitimi bölümü öğrencilerinden Hüseyin ÖZTÜRK’ün düşüncelerine yer verdikten sonra, nasıl bir yabancı dil eğitimi olması gerektiği üzerine sonuçlar çıkarılacak.
Almanca Anadolu Lisesini bitirdikten sonra ODTÜ’ye geldim, bir an önce iş hayatına atılıp, projelerimi hayata geçirmeyi düşünürken İngilizce’ye takıldım. İki yıl İngilizce hazırlık okuduktan sonra temel matematik, fizik bilgilerimi kısmen yitirmiş ve hayal kırıklığına uğramış olarak bölüme başladım. Ben mühendislik terimlerini zaten uluslar arası literatüre göre kullanmak zorundayım. Bana dayatılan İngilizce ile öğretim, sadece umutsuzluk ve başarısızlık getirdi. Bence iyi bir mühendis olabilmek için ne yaptığını bilmek gerekir, bunun içinde mesleki tüm bilgileri kavramak ilk koşuldur. Ancak bir veya iki yıllık bir dil eğitimi sonrasında ana dili İngilizce olan birisi gibi eğitime tabi tutulmak haksız ve mantıksız.
(Mağrur Tuğberk ESENYEL)
Devlet lisesinin spor bölümü mezunuyum, ODTÜ’de iki yıl hazırlık okudum. İlk başlarda oldukça mutsuz oldum ancak şimdi pek çok spor olayını EuroSport’dan veya diğer yabancı kanallardan takip edebiliyorum. İngilizce ile meslek eğitiminin doğru olduğunu düşünüyorum.
( Hüseyin ÖZTÜRK)
İngilizce eğitimi ve İngilizce ile eğitim üzerine sunulan görüşlerin ışığında, bir İngilizce Öğretmeni olarak kendi kişisel düşüncelerimi sonuç olarak sunmak istiyorum.
1. İngilizce eğitimi günümüz koşullarında bir zorunluluktur.
2. Yabancı dil eğitimine erken yaşlardan başlanması başarıyı artırır.
3. Yabancı dil edinimi uzun yıllar alacak bir süreçtir, planlamalar buna göre yapılmalıdır.
4. Örgün eğitimde yabancı dil öğretiminde kısa vadeli çözüm üretme çabaları, yetersiz veya öğretmenlik eğitimi almamış kişilerin öğretmen olması gibi bazı olumsuzlukları beraberinde getirmektedir.
5. Yabancı dille eğitim toplumda kaos yaratacak, ve başarısızlığa veya kimlik kaybına yol açacak bir olgu değildir. Ancak koşullar buna göre düzenlenmelidir. Örneğin, ilk ve orta öğrenim sürecinde yabancı dil olarak İngilizce eğitimi almamış kişilerin İngilizce ile eğitim veren üniversiteleri tercih etmemeleri gibi.
Tüm bu çıkarımlardan sonra Türkiye’de nasıl bir İngilizce eğitimi verilmesi gerektiği üzerine kendi planımı sunmak istiyorum.
1. Erken yaşlarda, uygun malzeme, yöntem seçimi ve hafif müfredat yüküyle doğal edinimi kolaylaştıracak şekilde İngilizce öğretilmelidir. Öğrenim süreci belli bir dönemde kesilmemeli, oldukça uzun bir vadeye yayılmalıdır.
2. İlkokul, orta okul ve lise öğrencilerinin yaş ve ilgileri gibi pek çok sebepten dolayı her birime ayrı öğretmen yetiştirilmelidir. Bu üniversite eğitimi sırasında öğrencilerin özel ilgilerine göre ilkokul öğretmeni, lise öğretmeni gibi branşlaşmalarıyla mümkün kılınabilir.
3. Farklı amaç ve isteklere göre İngilizce öğretilmelidir. AB’ye girmeye hazırlandığımız bu dönemde mesleki İngilizce’ye ihtiyaç duyacak insanların sayısı artacaktır. Örneğin teknik liselerde bölümlere uygun teknik İngilizce dersleri verilebilir.
4. Öğretmenlerin ders yüklerini azaltarak malzeme ve aktivite planlamaları yapmaları sağlanmalıdır. Elbette bunun yolu yeterli sayıda öğretmen yetiştirmekten geçer.
5. Öğrencilere öğrendiklerini uygulayacak ortamlar yaratılmalıdır. Örneğin sadece İngilizce chat odasına girebildikleri bilgisayar laboratuarları yapılabilir. Öğrencilerin pek çok farklı ilgi ve isteğini tatmin edecek yabancı yayınlar kullanılabilir; basketbol dergileri, gençlik dergileri, müzik dergileri gibi.
6. Amaçlar en iyi şekilde düzenlenmelidir. İngilizce öğretim amaçları, müfredata, öğreticilere ve öğrencilere en iyi şekilde yansıtılmalıdır. Bir amaca sahip olmadan, öğrenmenin gerçekleşmesi oldukça zordur.
7. Ders kitabı ve ders malzemelerinin kalitesi artırılmalıdır. Elbette bunların yanında öğretim ortamı ve sistem düzenlenmelidir.
8. Kültür aktarımı dil eğitiminin bir parçasıdır, ancak bunun miktarı en iyi şekilde düzenlenmelidir. Kültür objektif olarak sunulması gereken, her ülkeye özgü nitelikleri barındıran toplumun önemli temellerinden biridir. Kültür aktarımı hem öğrenilen yabancı dilin ait olduğu toplumları tanıtıcı nitelikte olmalı, hem de diğer pek çok kültürün özelliklerini sunar yapıda olmalıdır. Kültür aktarımı ve dil öğretiminde amaçlardan biri olan öğrencinin görüş açısını genişletmenin gereği de budur.
İngilizce Nasıl Bir Dil?
(Alıntıdır)
Bugün, neredeyse dünyanın her yerinde, bilinmesi en yararlı dil İngilizce'dir.
350 milyon insan İngilizce'yi ilk dili olarak konuşur. Bir o kadarı da bu dili ikinci dil olarak kullanır, dahası 100 milyon kişi bu dili yabancı dil olarak akıcı bir şekilde konuşur. Dünya nüfusunun beşte biri İngilizce'de yeterli düzeydedir. Uluslararası ticaret ve uluslararası iletişimde büyük ölçüde İngilizce kullanılır.
Dünya üzerindeki bilim adamlarının üçte ikisi İngilizce okur. Dünyadaki mektupların % 75'i İngilizce yazılır ve elektronik olarak depolanan bilginin % 80'i İngilizce'dir. 40 milyon internet kullanıcısının çoğu İngilizce'ye ihtiyaç duyar. İngilizce öğrenim yapmak dilde yeterlilik sağlar. Ayrıca sizi kariyeriniz için hazırlar. 2000 yılında, 1 milyardan fazla insanın İngilizce öğreniyor olacağı tahmin ediliyor.
İngilizce uluslararası ticaret ve finans için her zaman gerekli bir vasıf haline gelirken, bugün küçük girişimcilerin ve orta seviyedeki şirket yöneticilerinin bile karmaşık iş ilişkilerini İngilizce olarak halletmeleri gerekiyor. Bugünün yöneticilerinin ortak risk gerektiren anlaşma pazarlıklarından etkili pazarlama ve dağıtım kararları için üretim serilerini anlamaya kadar, K. Amerika ve Avrupa'daki partnerleriyle etkili bir iletişime sahip olabilmeleri için yeterli bir kapasitelerinin olması gerekiyor. Temel İngilizce gramer bilgisi ve cümle yapısından fazlasına ihtiyaçları vardır.
İngilizce sadece modern iş dünyasının ortak dili olduğu için değil, aynı zamanda zenginliği ver esnekliği dolayısıyla da eşsiz bir dil olmuştur. Anlamını kaybetmeden yeni yabancı kelimelere dönüşebilen birkaç dilden biridir. Kültür, ticaret ve iletişim İngilizce' yi çok önemli hale getirmiştir. Garip olmasına rağmen doğru bir düşüncedir ki, Shakespeare' in dili Bill Gates' in diliyle aynıdır.
Dünya' da en çok kullanılan uluslararası dildir.
Kuzey Afrika'dan yeni Zelanda'ya, Hindistan'dan Avustralya'ya, İngiltere'den Amerika' ya, beş kıtada İngilizce konuşulduğunu duyarsınız.
Modern pop kültürün çoğu, müzikte yada sinemada iletişim aracı olarak İngilizce' yi kullanır.
Dünyadaki okullarda yada kendi kendine ikinci dili öğrenen insanların çoğu, İngilizce'yi tercih eder.
İngilizce, Fransızca ile birlikte, Avrupa Birliği' nin resmi dilidir.
İngilizce: Nasıl bir dildir?
(Alıntıdır)
İngilizce'nin dünya üzerinde yayılışı dil tarihi boyunca benzeri görülmemiş bir olaydır. Tokyo'daki Japon satıcıyla konuşan bir Alman turisti gözlemleyin. Ya da Asyalı meslektaşıyla konuşan Afrikalı diplomatı. İletişim aracı mutlaka İngilizce olacaktır. Fransızlar ve Ruslar şiddetle karşı çıksalar bile, İngilizce çoktan dünya halkının resmi olmayan uluslararası dili olma yolundadır.
İngilizce ABD, Kanada, İngiltere, İrlanda, Avusturalya, Yeni Zelanda, yeni bağımsız olmuş Bahamalar, Jamaika, Barbados, Grenada, Trinidat Tobago ve Guyana'nın temel dilidir. British Honduras, Gibraltar, Hong Kong, Karayipler ve Atlantik, Pasifik ile Hint Okyanuslarındaki birçok ada gibi İngiliz sömürgelerinin yanı sıra bir düzineden fazla Afrika ülkesinin resmi dilidir. Hindistan'da İngilizce'nin "ortak resmi dil" unvanı vardır ve ülkenin farklı kesimlerinden gelen insanlar arasındaki konuşmalarda kullanılır. Dünyadaki birçok ülkede İngilizce resmi dil olmayan ikinci dildir. 300 milyon insanın ana dilidir (Çince'den sonra gelir). Fakat İngilizce'yi en azından belli bir ustalıkla konuşan insan sayısı toplamda Çince'yi geçer ve dünyanın her köşesine yayılmıştır.
İngiliz dilinin tarihi gelişimi araştırılırken İngilizce'yi 3 döneme ayırmak alışılmış bir yoldur.
1. Eski İngilizce: Eski devirlerden 1150'ye kadar.
2. Orta İngilizce: 1150'den 1500'e kadar.
3. Modern İngilizce: 1500'den bugüne kadar.
İngiliz dili tarihinin, 5. yüzyıl ortalarında 3 alman kabilesinin Britanya'ya varmasıyla başlamış olduğu söylenir. Angle, Saxon ve Jutlar bugünkü Danimarka'dan ve Almanya'nın kuzeybatısından Kuzey Denizi'ni geçtiler. Bu istilaya maruz kalan Britanya halkı, Alman diline yerini çok çabuk bırakmış gibi görünen Kelt dilini kullanıyorlardı. Jutland'dan gelen Jutlar Kent'e, Wight Adası'na ve Hampshire kıyısının bir kısmına yerleştiler. Holstein'den gelen Saxonlar Thames Nehri'nin güneyindeki bölgeye yerleştiler. Schleswig'den gelen Angle'lar, Thames'den İskoçya'ya doğru genişleyen bir alana yerleştiler. "English" sözcüğü Anglelar'dan türedi. Bugünkü Schleswig-Holstein topraklarının açısından (angle) gelir. Eski İngilizce'de adları "Engle" idi ve dilleri "engshe" olarak biliniyordu. İkinci yüzyılda İngilizce'de 4 ayrı lehçe oluştu. Humber Nehri, Northumbria Krallığı'nın kuzeyini bölüyordu. Burada Northumbrian konuşuluyordu. Thames'in güneyinde Wessex krallığında da West Saxon lehçesi gelişti. Kent'de de Kentish konuşuluyordu.
7. ve 8. yüzyıllarda İngiltere'deki politik ve kültürel egemenlik Northumbria'daydı. Fakat 9. yüzyılda hem Northumbria hem Mercia Viking istilalarından aşırı biçimde etkilendiler. Sadece Wessex bağımsızlığını koruyabildi ve 10. yüzyılda West Saxon lehçesi ülkenin resmi dili oldu. Günümüze kalabilen eski İngilizce eserler West Saxon diliyle yazıldığından, Eski İngilizce bilgimiz temel olarak bu dilden gelmektedir. Eski devirlerde Alman halkları oyma alfabe şeklindeki yazı stilini kullandılar. Harfler tahta ya da taşa kolayca oyulabilsin diye temel olarak düz çizgilerden oluşuyordu. Roma'dan ve İrlanda'dan gelen Hristiyan misyonerlerin gelişiyle, bu yazı stili daha sonra yerini Roma Alfabesi'ne bıraktı. Birkaç harf geride kaldı. Eski İngilizce sözcükler, Anglo-Saxon temeli üzerine serpiştirilmiş Latin ve İskandinav kelimelerinden oluşur. Latin kelimeleri: Street, kitchen, kettle, cup, cheese, wine, (daha sonra Hristiyanlığın gelmesiyle) angel, bishop, abbot, martyr ve candle. Vikingler birçok Eski Norveç kelimesi getirdiler: Sky, egg, cake, leg, skin, husband, fellow, skill, anger, flat, odd, uply, get, give, take, call, raise, die, their, they, them. Keltçe ise yer isimlerinde (Devon, Dover, Kent, Carlisre) ve İngiltere nehirlerinin isimlerinde (Thames, Avon,Severn) iz bırakmıştır. Birçok Eski İngilizce kelime ve onların Skandinavyan (Old Norse) karşılıkları dilde üstünlük kurmak için birbirleriyle yarışa girdiler. Bazen bir Old Norse sözcüğü, bazen bir İngilizce sözcük, bazen de her ikisi birden kullanımda kaldı. "Window" için İskandinavyalılar'ın "vindavga" sözcüğü, İngilizce "eagthyrl" sözcüğünün yerini aldı. Fakat İngilizce "nothyrl" modern dildeki "nostril" oldu. Diğer örnekler: Anger (Norse)-wrath (English), nay-no, fro-from, raise-rear, ill-sick, bask-battle, skill-craft, skin-hide, dike-ditch.
Görüldüğü gibi "sk" sesi daha çok İskandinavyalılar'a özgüydü ve sık sık aynı sözcük içinde İngilizce'deki sh sesiyle mücadele etti. Bu yüzden modern İngilizce'de skirt/shirt, scatter/shatter, skip/shift gibi çift durumlar mevcuttur. Anlamlarındaki farklılaşma yılların geçmesiyle oluşmuştur.
1066'daki Norman istilası İngiltere'ye Fransızcayı getirdi. İstiladan 2 yıl kadar sonra İngiliz asilzadelerinin dili Fransızca'ydı. Fransızca'ya olan ilgi olağanüstüydü. Devlet, din, hukuk, yemek, sanat, edebiyat, tıp ve diğer alanlarla ilgili binlerce kelime dile girdi. Old Norse olayında olduğu gibi Fransızca sözcüklerin benimsenmesi birçok eşanlamlı sözcüğün (shut-close, answer-replay, smell-odor, yearly-annual) ve somut anlam ayrılıkları olan sözcük çiftlerinin (ask-demand, room-chamber, wish-desire ,might-power) oluşmasına neden oldu.
İlginçtir ki ox, cow, sheep, calf, swine ve deer gibi et veren hayvanların isimleri İngilizce iken bunlardan elde edilen etlerin (beef, veal, mutton, bacon, venison, port) isimleri Fransızca'ydı. Ayrıca çoktan varolan eşanlamlı wrath (İngilizce) ve anger (Old Norse) kelimelerine Fransızca üçüncüsü eklendi: ire.
Fakat Latince, Old Norse, Fransızca ve daha sonra diğer dillerden İngilizce'ye akan kelime seline rağmen, dilin merkezi Anglo-Saxon zamanındaki Eski İngilizce olarak kaldı. 5000 Eski İngilizce sözcükten daha azı değişmemiş olarak kalmış olup günümüzde de kullanımdadır. Bunlar dilimizin temel taşlarını oluşturur. Bunların içinde dilin bütünlüğünü koruyan birçok zamir, edat, bağlaç ve yardımcı fiilin yanı sıra her gün kullanılan ev eşyaları ve vücut kısımları da vardır. Bu temel üzerine birçok kaynaktan gelen katılımlar eklendi ve birçok insanın dünya dillerinin en zengini olduğuna inandığı dil oluştu.
14. yüzyılda İngilizce kendi vatanına, İngiltere'ye ulaştı. 1350-1380 yılları arasında okullardaki aktarımın aracı ve hukuk mahkemelerinin dili haline geldi. 1399'da tahta çıkan 4. Henry, Norman istilasından o güne anadili İngilizce olan ilk İngiliz kralıydı. 14. yüzyılın sona ermesiyle Londra lehçesi edebi standart dil olarak ortaya çıktı ve Geoffrey Chaucer, ölümsüz eseri Cuntebury Tales'i yazdı.
Bütün büyük dillerin mütevazi başlangıçları olur. İngilizce için de, küçük Alman kabilelerin kıtanın bir köşesinden gelip Britanya'ya gelmeleri böyle algılanabilir.
Yazılar çeşitli kaynaklardan alınmıştır...